Fransa denince hepimizin aklına önce şarap, sonra konyak veya armanyak gelir. Yüzyıllardır süregelen bu gelenek, son yıllarda yerini çok daha tanıdık ama bir o kadar da şaşırtıcı bir oyuncuya bırakıyor: Fransız viskisi. Sadece birkaç on yıl önce parmakla sayılacak kadar az olan üreticiler, bugün Fransayı dünyada viski üretiminde ilk 5'e soktu.. Bu bir tesadüf değil, tam anlamıyla bir devrimin ayak sesleri.
Aslında bu durum viski dünyası için oldukça heyecan verici bir gelişme. İskoç, İrlanda veya Amerikan viskileri Fransa pazarında hacim kaybederken, Fransız viskisi büyüyen tek kategori olarak dikkat çekiyor. Hatta Japon viskileriyle birlikte yükselişte olan nadir türlerden biri. Ancak burada nicelikten çok nitelik ön planda. Üretimin büyük kısmı hala çok butik, el emeği yoğun ve küçük ölçekli damıtımevlerinde gerçekleşiyor.
Sektörün önde gelen isimlerinden ve Armorik markasının arkasındaki Warenghem Damıtımevi’nin yöneticisi David Roussier, bu durumu çok güzel özetliyor. Perakende raflarında Fransız viskilerinin oranı şimdiden yüzde yirmilere ulaşmış durumda. Süpermarketlerde henüz yüzde birin altında kalsa da, en hızlı büyüyen kategori olması geleceğe dair büyük ipuçları veriyor.
Peki Fransız viskisini diğerlerinden ayıran ne? Cevap aslında Fransa’nın kendi köklerinde saklı. Üreticiler ucuz veya harman viski üretme peşinde değil. Tam tersine, Fransa’nın o meşhur "terroir" kavramına, yani toprağın ve iklimin karakterine odaklanıyorlar. Konyak fıçılarında olgunlaşan, yerel şarap fıçılarında bitiş verilen son derece karakteristik viskiler ortaya çıkıyor.
Fransız üreticilerin ucuz viski yapma şansı yok. Bu işçilik maliyetli. Bu yüzden rotayı doğrudan premium segmente çevirmiş durumdalar. Amaç, tıpkı Japon viskilerinin yaptığı gibi kaliteyle anılan, özgün bir kategori yaratmak.
Bu yükseliş elbette büyük oyuncuların da iştahını kabartıyor. Rémy Cointreau’nun Domaine des Hautes Glaces’i alması veya Maison Villevert’in Breton kökenli Celtic Whisky Distillery’i bünyesine katması, sektörün ciddiyetini gösteriyor. Özellikle Hautes Glaces gibi markalar, viski üretimine bir şarap üreticisi titizliğiyle yaklaşıyor. Tek bir tarlanın hasadından tek bir fıçı üretmek gibi oldukça romantik ve meşakkatli yöntemler deniyorlar.
Ancak her şey tozpembe değil. Sektörün önünde aşması gereken önemli bir sınav var: Kimlik inşası. Hedef 2026 yılında bu kuralları netleştirmek. Fakat bu hiç kolay değil. Bir yanda konyak imbiği kullananlar, diğer yanda kolon imbiği tercih edenler var. Bu kadar çeşitliliğin olduğu bir yerde, "Fransız viskisi budur" diyecek ortak bir dil oluşturmak zaman alacak gibi görünüyor.
Yine de görünen köy kılavuz istemez. Fransa, viski dünyasında sadece iyi bir tüketici değil, artık saygı duyulan bir üretici olma yolunda. Stok sıkıntıları ve üretim kapasitesinin sınırlı olması ihracatı şimdilik zorlaştırsa da, önümüzdeki yıllarda raflarda daha fazla Fransız şişesi göreceğimiz kesin.
Bu gelişme biz viski severler için ne anlama geliyor? Klasik tatların dışına çıkmak, şarap kültürüyle yoğrulmuş damıtım tekniklerini keşfetmek ve belki de "terroir" kavramını viskide daha net hissetmek için harika bir fırsat kapıda. Bir sonraki tadımınızda, konyak kadehlerini bir kenara bırakıp Fransa’dan gelen bir "single malt"a şans vermeyi düşünebilirsiniz.