
Kelt Geleneği mi Hollanda Bilimi mi?
Viski denince akla gelen ilk imge bellidir: Puslu İskoç dağları, ekoseli kiltler ve yüzyıllardır süregelen bir Kelt zanaatı.
İskoç viskisi bugün sadece bir içki değil, İskoçya’nın ulusal kimliğinin en güçlü yapı taşlarından biri. Ancak tarihsel kayıtların tozlu raflarına indiğimizde karşımıza sarsıcı bir soru çıkıyor: Acaba bugün bildiğimiz anlamdaki viskiyi aslında İskoçlar mı "yarattı"?
Viskinin ev yapımı bir zanaat olmaktan çıkıp küresel bir endüstriye dönüşmesindeki kayıp halka, Hollanda Aydınlanması ve bilimsel damıtım yöntemleri olabilir.
Geleneksel Anlatı: Friar John Cor ve Manastır Kayıtları
İskoç viskisine dair elimizdeki ilk resmî ve yazılı kayıt, 1494 yılına ait Kraliyet Maliye Kayıtları olan Exchequer Rolls’nda yer alır. Bu belgede, Friar John Cor’a aqua vitae üretmesi için sekiz boll malt verilmesi emredilir. Bu miktar, yaklaşık olarak yarım tona yakın bir arpa karşılığına denk gelir.
Belgede yer alan bu hacim, 15. yüzyıl sonu itibarıyla damıtımın rastlantısal ya da tek seferlik bir deney olmadığını; belirli bir bilgiye, ekipmana ve organizasyona dayanan yerleşik bir uygulama haline geldiğini açıkça gösterir. Bu bağlamda damıtım, manastır sistemi içinde sürdürülen düzenli bir faaliyet olarak karşımıza çıkar.
Uzun yıllar boyunca John Cor’un Lindores Abbey ile bağlantılı olduğu varsayılsa da, güncel tarihsel çalışmalar onun Edinburgh’da görev yapan bir Dominikan rahibi olduğunu ortaya koymaktadır. Bu detay, erken dönem İskoç damıtımının yalnızca kırsal manastırlarla sınırlı olmadığını, aynı zamanda dönemin önemli kentsel merkezlerinde de bilinen bir pratik olduğunu düşündürür.
1505 yılına gelindiğinde ise İskoçya Kralı James IV, Edinburgh’daki Incorporation of Surgeons and Barbers of Edinburgh’a aqua vitae üretimi için tekel hakkı tanır. Bu karar, damıtımın yalnızca dini çevrelerle sınırlı kalmadığını; tıp, cerrahi ve lonca yapılarıyla da doğrudan ilişkilendirildiğini gösterir.
Bu dönemde üretilen aqua vitae, modern anlamda bir keyif içeceğinden ziyade; tıbbi bir ilaç, simyasal bir çözelti ya da bazı kaynaklara göre barut üretiminde kullanılan bir bileşen olarak değerlendirilmekteydi. Üretim yöntemleri henüz standartlaşmamıştı ve sonuçlar büyük ölçüde ustanın deneyimine bağlıydı. Ortaya çıkan ürünler çoğu zaman sert, dengesiz ve bugünün viski anlayışına kıyasla oldukça “kaba” karakterliydi.
Ancak bu erken ve ilkel dönem, İskoç viskisinin ilerleyen yüzyıllarda kazanacağı teknik derinliğin ve rafineliğin zeminini oluşturdu. Manastır kayıtlarında başlayan bu hikâye, zamanla loncalara, kırsal üreticilere ve nihayetinde modern damıtımevlerine uzanan uzun bir evrimin ilk adımıydı.
Hollanda Altın Çağı: Damıtımın Küresel Hakimleri
İİskoçya’da damıtım bilgisi 15. ve 16. yüzyıllarda büyük ölçüde manastırlar ve yerel uygulamalar etrafında gelişirken, 17. yüzyıl Hollanda’sı damıtım teknolojisi ve alkol ticareti açısından Avrupa’nın en ileri merkezlerinden biri haline gelmişti. Bu dönem, bugün Hollanda Altın Çağı olarak anılır ve yalnızca denizcilik ya da ticaretle değil, aynı zamanda damıtım bilgisiyle de öne çıkar.
Hollandalı tüccarlar ve imbik ustaları, alkolü uzun deniz yolculuklarına dayanıklı hale getirmek amacıyla damıtma tekniklerini sistematik biçimde geliştirdi. Fransız şaraplarının damıtılarak brandewijn (bugünkü brandy) haline getirilmesi, bu yaklaşımın en bilinen örneklerinden biridir. Benzer şekilde Karayipler ve Güney Amerika’daki şeker kamışı ekonomisi içinde rom üretimi, Hollandalıların kurduğu ticari ve teknik altyapı sayesinde daha düzenli ve profesyonel bir yapıya kavuştu.
Cin (genever), konyak ve rom gibi içki kategorilerinin erken teknik gelişiminde Hollanda’nın oynadığı rol, tarihsel kaynaklarla açık biçimde takip edilebilir. Bu bağlamda Hollanda, yalnızca bir üretici değil; damıtım bilgisini Avrupa ve ötesine taşıyan bir merkez işlevi görmüştür.
Bu denli gelişmiş bir damıtım kültürüne ve coğrafi olarak Britanya Adaları’na yakın bir konuma sahip olan Hollandalıların, İskoçya’daki tahıl damıtımını tamamen dışarda bıraktığını varsaymak zor görünmektedir. Ancak bu etkileşimin, adı bilinen kişiler ya da tekil müdahaleler yoluyla değil; ticaret, teknik bilgi dolaşımı ve ortak Avrupa damıtım geleneği üzerinden gerçekleşmiş olması daha olasıdır.
Kesin belgelerle izlenemeyen bu temas, İskoç viskisinin kökenlerini açıklayan tek başına belirleyici bir unsur değildir. Yine de modern İskoç malt viskisinin oluştuğu tarihsel zemini anlamak için, Hollanda Altın Çağı’nın damıtım dünyasında yarattığı etkiyi göz ardı etmek mümkün değildir.

Boerhaave Yöntemi: Modern Viskisinin Teknik Temeli
Bugün İskoç malt viskisi üretiminde kullandığımız birçok kritik teknik, aslında Hollanda ekolünün mirası olabilir
Bugün İskoç malt viskisi dediğimizde aklımıza gelen üretim yapısı; çifte damıtım, kesim noktaları ve aromatik denge gibi oldukça rafine teknik kararlar üzerine kurulu. Bu tekniklerin tamamı İskoçya’da olgunlaşmış olsa da, kökenlerine baktığımızda tek bir ülke ya da tek bir isimden söz etmek mümkün değil.
17. ve 18. yüzyıllarda Avrupa genelinde damıtım hem zanaat hem de bilim olarak hızla gelişiyordu. Bu dönemde özellikle Hollanda, damıtım teknolojileri, imbik tasarımları ve alkolün kimyasal davranışlarının anlaşılması konusunda kıtanın en ileri merkezlerinden biri haline gelmişti. Leiden Üniversitesi çevresinde şekillenen bilimsel yaklaşım, damıtımı yalnızca pratik bir süreç olmaktan çıkarıp sistematik olarak incelenen bir konu haline getirdi.
Hollandalı tüccarlar, bilim insanları ve imbik ustaları sayesinde damıtım teknolojisi daha iyi anlaşılmış, bu bilgi ticaret ve kültürel etkileşim yoluyla farklı bölgelere taşınmıştır. İskoçya da bu etkileşim ağının dışında kalmamıştır.
Bu bilimsel ortamda yetişen isimlerden biri olan Herman Boerhaave, doğrudan içki üretimiyle uğraşmamış olsa da, damıtımın teorik temellerinin anlaşılmasına önemli katkılar sağladı. Boerhaave’in çalışmaları, sıvıların uçuculuğu, saflaştırma süreçleri ve fraksiyonel ayrım gibi kavramların bilimsel çerçevede ele alınmasını mümkün kıldı. Bu yaklaşım, dönemin damıtım bilgisini Avrupa genelinde daha sistemli hale getirdi.
Politika ve Vergi: Ferrintosh Muafiyeti
İskoç viski tarihinde politik kararların üretim üzerinde belirleyici olduğu en çarpıcı örneklerden biri, Ferrintosh muafiyetidir. 1690 yılında, Forbes of Culloden ailesine tanınan bu ayrıcalık sayesinde Ferrintosh bölgesi, vergi ödemeden yasal viski üretme hakkına kavuştu. Bu durum, Ferrintosh’u kısa sürede İskoçya’nın en büyük ve en üretken viski merkezlerinden biri haline getirdi.
18.yüzyıl boyunca Ferrintosh’ta üretilen viskinin, bazı dönemlerde İskoçya’daki toplam yasal üretimin üçte birine yakınını karşıladığı tahmin edilmektedir. Bu ölçek, Ferrintosh’un yalnızca yerel bir üretim alanı değil, erken dönem viski ekonomisinin merkezlerinden biri olduğunu gösterir.
Bu muafiyeti tanıyan hükümdar ise William III’dür. İskoç ve İngiliz tarihine III. William olarak geçen bu hükümdar, aynı zamanda Orange Prensi William olarak bilinen ve Hollanda kökenli bir hanedanın üyesidir. Ferrintosh ayrıcalığının doğrudan bir “Hollanda politikası” olduğunu söylemek mümkün değildir; ancak Hollanda kökenli bir kral döneminde, viski üretimini kökten etkileyen böylesi bir vergi istisnasının ortaya çıkmış olması dikkat çekicidir.
Bu örnek, Hollanda etkisinin İskoç viskisi tarihinde her zaman teknik ya da üretimsel değil, zaman zaman politik ve ekonomik kararlar üzerinden dolaylı biçimde hissedildiğini göstermektedir.
Endüstriyel Dönüşüm: Stein ve Coffey İmbikleri
19.yüzyıla gelindiğinde İskoç viskisi, zanaatkâr üretimden sanayi ölçeğine geçişin eşiğindeydi. Geleneksel bakır pot still’ler yüksek kalite sağlasa da üretim hacmi sınırlıydı. Artan talep, daha verimli damıtım yöntemlerini zorunlu kıldı.
Bu dönüşümde ilk kritik adım, 1827 yılında Robert Stein tarafından geliştirilen sürekli damıtım imbiği oldu. Stein’in sistemi, tahıl bazlı alkollerin kesintisiz biçimde damıtılmasına imkân tanıyor; böylece üretim hızını ve verimliliği ciddi biçimde artırıyordu. Stein ailesinin kökenleri ve ticari bağlantıları nedeniyle Avrupa kıtasındaki teknik gelişmelerle temas halinde olduğu bilinmektedir; ancak bu noktada belirleyici olan, İskoç girişimciliğinin pratik çözümler üretme kabiliyetidir.
Stein’in geliştirdiği bu sistem, 1830’larda Aeneas Coffey tarafından önemli ölçüde iyileştirildi. Ortaya çıkan ve bugün Coffey Still olarak bilinen imbik, daha yüksek saflıkta alkol üretimini mümkün kıldı ve tahıl viskilerinin endüstriyel ölçekte üretiminin önünü açtı.
Coffey imbiği sayesinde viski üretimi hızlandı, maliyetler düştü ve 19. yüzyıl ortalarında harmanlama (blending) pratiği yaygınlaştı. Bu gelişme, modern İskoç viski endüstrisinin temel taşlarından biri haline geldi. Tek başına Hollanda bilimine indirgenemese de, Avrupa genelinde gelişen teknik bilgi birikiminin İskoç girişimciliğiyle birleşmesi, viskinin bugünkü endüstriyel yapısının oluşmasında belirleyici rol oynadı.

Neden Sadece Kelt İçeceği Olarak Biliniyor?
İskoç viskisinin kökenlerine dair anlatılarda Hollanda etkisinin geri planda kalmasının nedeni, çoğu zaman tarihsel bir eksiklikten ziyade kültürel bir tercihle ilgilidir. 18. ve 19. yüzyıllarda İskoçya, Birleşik Krallık içinde kendine özgü bir kimlik inşa etmeye çalışırken, viski bu kimliğin en güçlü sembollerinden biri haline geldi.
Bu dönemde, özellikle Walter Scott gibi yazarların etkisiyle İskoçya; dağları, klanları ve “özgür Highlander” imgesiyle romantize edildi. Viski de bu anlatının doğal bir parçası olarak, doğayla iç içe, kadim ve neredeyse mistik bir içecek şeklinde sunuldu. Böyle bir çerçevede, Avrupa kıtasındaki bilimsel gelişmeler, ticaret ağları ya da laboratuvar disiplini gibi unsurlar anlatının dışında kaldı. Çünkü bu unsurlar, ulusal romantizmin aradığı sade ve yerel hikâyeyle kolayca örtüşmüyordu.
Bu nedenle viski, zamanla “Kelt içeceği” olarak algılanmaya başladı. Oysa bu algı, viskinin tarihsel gelişimini sadeleştiren ve bazı katmanları bilinçli ya da bilinçsiz biçimde görünmez kılan bir bakış açısının sonucudur.
Kadehteki Bilim ve Zanaatın Evliliği
Tarihsel veriler, İskoç viskisinin tek bir milletin ya da tek bir kültürün ürünü olarak ele alınamayacağını gösterir. İskoçya’da arpanın damıtılması uzun süredir bilinen bir uygulamaydı; ancak bu erken dönem aqua vitae üretimi, bugünkü anlamıyla dengeli, tutarlı ve rafine bir içkiden oldukça uzaktı.
Modern İskoç viskisinin ortaya çıkışı, yerel ustalığın yanı sıra Avrupa genelinde gelişen damıtım bilgisi, Aydınlanma döneminin sistematik düşünce anlayışı ve ticaretle yayılan teknik deneyimlerin birleşimiyle mümkün oldu. Bu süreçte Hollanda, özellikle bilimsel yaklaşımı, ticari vizyonu ve damıtım bilgisinin dolaşımındaki rolüyle dolaylı ama göz ardı edilemeyecek bir zemini temsil eder.
Bugün kadehimize doldurduğumuz bir İskoç viskisi, yalnızca İskoçya’nın suyunu, arpasını ve iklimini değil; aynı zamanda erken modern Avrupa’da şekillenen ölçme, ayırma ve verimlilik anlayışını da yansıtır.
Bu açıdan bakıldığında, viskiyi tanımlayan şey tek bir kimlik değil; farklı geleneklerin zaman içinde uyumlanmasıdır. Romantizmi güçlüdür, ama arkasında sessiz bir akıl ve disiplin de vardır. Belki de doğru soru şudur: Viski, İskoçya’nın ruhu ile Hollanda’nın aklının muazzam bir evliliğidir.
Siz ne düşünüyorsunuz?